çünkü teraziye almaktan çekinirler gerçekleri ...
sonuçlarla yüzleşemeyecek kadar korkaktırlar ama yanlışın dibine dibine girecek kadar da cesur...
olayları çözmekle uğraşmazlar, kapıldıkları su onları nereye götürürse boyun eğerler...
kapılıp giderken neleri kaybettiklerini düşünmek bile istemezler...
doğruları bilirler fakat bir an bile tahammül edemezler...
mutsuzdurlar ama mutluluk oyunu oynarlar, tıpkı güçsüz olup her zaman güçlü gözüktükleri gibi ...
kendi yalanlarıyla kandırırlar kendilerini bile bile ...
aksi ile yüzleşmek dahi istemezler ...
aslında kötü insanlar değildirler, sadece korkaktırlar ...
en büyük korkuları ise " değişmektir " ...
Bazen acıtıyor insanlar hem de çok ... Nasıl bu kadar kaygısız ve duygu yoksunu olduklarını anlamak güç oluyor, şaşıyor insan. Daha dün canınız dediğiniz, tüm yüreğinizle sevdiğiniz, tüm içtenliğinizi paylaştığınız insanlar gün geliyor bir yabancı oluyorlar... Aslında bir yabancı olsalar keşke, öyle de değil. En derininde saklı ama en görünmeyen. En uzağında ama en yakın. En bildiğin ama hiç bilmediğin. En sevdiğin ama hiç sevilmediğin ... Sadece çelişki yaşatırlar insana. Ve sadece acı ... Hele de en acısı tüm bunlara başkalarının sebep olduğunu bilmektir...
Dinlemezler sizi yakarsanız da, anlamazlar.. Çünkü anlamak bile istemezler. Siz ve yüreğiniz umurlarında bile olmuyor bu insanların. Sanki tüm duyguları alınmış bir makine gibi ... Haklı bile olsanız bilmek istemiyorlar işte, kayıtsızlar ... duygusuzlar... adaletsizler ...
Neden böyle olunur sorusuna cevap çok basit aslında. Sizin hala yaşayan, hisseden bir kalbiniz vardır. Oysa onların ki ölüdür, ne atar, ne hisseder... İşte bu yüzden bu kadar kaygısızdırlar hayata ve insanlara. Gerçek olan hiçbir şeyin değerini bilmezler. Gerçek sevginin de ... Zaten sizin ne derece sevdiğinizi gerçekten bilecek yürekleri olsa, yaptıkları uğruna bir ömür acı da çekmeyi kabul ederler ...
Ne yazık ki bu duruma örnek iki hikayeye tanık oldum ben de hayatımda :) İkisi de acıtıyor, özellikle bir tarafı... İzlediğim ve bildiğim üzere işin kötüsü sadece bir tarafı acıtıyor işte. Yıllar geçiyor, geçti diyorsun oysa sadece acıya bağışıklık kazanıyor yürekler...Geçmiyor...Geçemiyor... Çünkü sizin yaşayan bir kalbiniz var. Yaşadığı müddetçe seven, sevdiren, iyiyi, kötüyü, neşeyi, acıyı hisseden ...Bir makine değilsiniz ki insanları hayatınızdan format atar gibi silesiniz. İz bile olmuyorlar bazen, aslında hala yaşıyorlar.
Bir de onların dünyasına baktığınızda belki bir iz bile değilsiniz. Bir mağazaya girip çıkan müşteriler gibi hayatlarına alıp, çıkartırlar insanları... Ne değer, ne sevgi, ne vefa kalır ardınızdan... Ne bir anne, ne bir kardeş, ne bir sevgili fark eder ... Giden gider... Siz acıyan kalbinizle kalırsınız, onlar hayatlarına hiç bir şey olmamış gibi devam ederler.
Çok düşündüm aslında nasıl başarıyor bunu bu insanlar diye? İnsan hiç mi düşünmez, hiç mi sızlamaz diye ? Düşündüm, sorguladım, bir sürü soru cevap yazdım kendi içimde ama bulamadım... Tek bir şey dışında; sevgi...
İnsan gerçekten sevdiğini silebilir mi? Asla ... Mümkün değil ... Ne yazık ki benim beynim ve vicdanım başka bir cevap bulamıyor bu sorulara...
Hayat böyle bir şey işte :) Bazı acıları Allah kullarına bir nevi test gibi veriyor hayatta galiba ... İrade testi diyorum ben buna ... Ne yapsan elinden bir şey gelmiyor, tek çaren tevekkül oluyor... Yaşıyan insanlara ulaşamıyorsun... Öldüklerini bilmek bile daha hafif bir acı gibi geliyor insana oysa, yaşıyorlar ama sizi hiçe sayıyorlar... Bir zamanlar ateşler içinde yanarken başlarında geceleyen annelerini ... Her dertlerinde onlarla ağlayan dostlarını ... Onları kendilerinden çok seven sevdiklerini...
İşte tam bu noktada aklıma geliyor Mevlana ;
İşte tam bu noktada aklıma geliyor Mevlana ;
Allah der ki; kimi benden çok seversen, onu senden alırım,
Ve ekler; onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım...
Ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur...
Sabır taşar,
Canından saydığın yar bile bir gün el olur...
Aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür...
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur,
Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın ...
En garibi de budur ya;
Öldüm der durur, yine de yaşarsın ...
NoWa

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder